4 Mayıs 2015 Pazartesi

BÜTÜN KAPILAR KAPALI SENDE






















YAĞMADIĞIN DAĞDA İZİN KALIR MI

Bütün kapılar kapalı sende; 
Hazan'ın, Baharın, Yazın kalır mı? 
Rahmet muslukları tıpalı sende; 
Yeşermiş vâdiler, düz’ün kalır mı? 

Bulut durur; damla olup doğmazsın! 
Susuz Topraklara akıp yağmaz-sın! 
İçe dolar, yere göğe sığmazsın! 
Yağmadığın dağda iz’in kalır mı? 

Güneşi beledin, derin uykuda... 
Yok, cemrenin izi havada, suda. 
Küllenmez-se ateş durmaz pusuda; 
Kalbi ısıtacak közün kalır mı? 

Alır seni yutar derin ufuklar 
Yeni Güneş Bekler; O Dost Şafaklar 
Sunmaz-san ışığın, küser âfaklar... 
Meram arz edecek sazın kalır mı? 

Nağmeler inliyor gönül telinde 
Suskunluk kaderin, berât elinde 
Vurulmuş dururken kilit, dilinde; 
Tellere dökecek sözün kalır mı? 

Bülbül, gül dalında ahuzâr eder! 
Maşuku, canından gülizar eder! 
Gülşen’i; bülbüle, gül mezâr eder... 
Doğmadığın kalpte özün kalır mı? 

Kabulümdür dersin, etmezsin sual 
Kula değil, Hakk’a yazdın arzuhâl 
Olmasaydı sende bu kuvvet, bu hâl; 
Zamana direnen hızın kalır mı? 
*** 

Sağlamdır temeli kapılmaz sele, 
Yazılsa fermanlar, yüklense yele, 
Kader, mutluluklar sunsa rastgele; 
İçin kan/ağlarken, hazzın kalır mı... 

Metanet Yazıcı